Biraz çocukluğunuzdan bahseder misiniz?

Ben 3 yaşındayken annem ve babam ayrılmışlar. Beni babaannem büyüttü. Bir Karadeniz kadınıydı. Annemle babamı sene birkaç kere görebiliyordum. Babaannemin sevgisiyle büyüyordum. Sarıyer’de yaşıyorduk. O zamanlar Sarıyer bir balıkçı kasabasıydı, şimdiki gibi değildi. Hayallerim de benimle birlikte büyümeye başladı. Bir vakıf kurup herkese yardım etmek istiyordum. Çok naif, kırılgan ve yumuşak yapılı bir insandım. Hocalarımın hep dikkatimi seçerdim. Beni sosyalleştirmeye çalışırlardı. Bir hocam o kadar etkilenmişti ki benim yapımdan, “o kadar hassassın ki, rüzgarda bir ağaç dalı gibi kırılabilirsin. Kendine bu hayatta dikkat et” demişti.

Kargoculuğa nasıl adım attınız?

Vehbi Koç Lisesi’ni bitirdikten sonra Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nda eğitimimi tamamladım. Aslında seçtiğim meslekle hiç uyuşmayan bir yapım vardı. 9 sene sigorta brokerliğinden sonra bir kargo şirketinin acente sahibi olarak görev yaptım. Erkek egemenliğinin yoğun olduğu kargo sektöründe özellikle sahada görev yapmayı tercih ettim.16 yıl aralıksız neredeyse gece – gündüz hiç tatil yapmadan sürekli sahada kargoculuk yaptım. Her şeyim kargo olmuştu. Geceleri uyumaz ertesi günün planını yapardım. Ekip arkadaşlarımdan önce işe gelir, akşam onlarla beraber çıkardım. Hiç bir zaman ekip arkadaşıma “Bu kargoyu al veya teslim et “ demedim. “Bu kargoyu alalım veya teslim edelim“ derdim, hep birlik dili kullanırdım. Bu birlik dilinin eski çalıştığım şirketimin her safhasında olmasını çok istedim. Hatta haddim ve görevim olmadan sadece insani duygularımın çok fazla olması nedeniyle bu birlik çalışmalarını yaptım. Çalıştığım şirkete ve arkadaşlarıma katkı sağlamaya çalışırken kendimi hiçbir katkı sağlayamamışım. Farkında olmadan kendimi unutmuşum. 17 sene sonra ise bu meslek beni o kadar yıprattı ki kargo sektörüne isyan ettim, kargo şirketi benden vazgeçti ama ben vazgeçemedim. Kolinin kokusu, koli bandının sesi önceleri kabusum idi şimdi ise nefesim.
Bodrum’a yerleşmeye naısl karar verdiniz?

2019 yılının sonlarında o kadar sevdiğim mesleğimi bıraktım; evimi, arabamı sattım ve adeta koşarcasına Bodrum’a yerleştim. Önceleri Bodrum’da kendimi dinledim ve çokça düşündüm. “Neden, niye?” diye başladığım sorularım sonra “Nasıl başarırım?”a  dönüştü. Hem kendimi yapılandırmayı, hem de hayalimdeki kargoculuğu nasıl yaparım diye düşündüm. Kendimi yapılandırmak aslında özüme dönmekti.Bu dinlenme sürecinde kendimi iyice tanıdım; nelere, nasıl tepki verdiğimi öğrendim. Sonuç şu çıktı: Sevilmeye ve onaylanmaya çok ihtiyacım varmış. Başkaları beni sevsin, onaylasın diye çırpınmışım ama kendimi sevmemiş ve onaylamamışım. Başkalarına iyilikler yapardım. Şimdi iyiliği önce kendime yapıyorum, önce kendimi seviyorum ve önce kendimi onaylıyorum.

En büyük başarınız nedir?

En büyük başarı insanın kendisini keşfetmesi ve yapılandırmasıdır. Bunu başardım. Şimdi ise hem Cargo Solution Partnership hem de Bodrum Cargo ile kargo sektörüne bir kadının duyarlılığı ile yenilik getirmek istiyorum. Kimse kimsesiz Olmasın ! İsimli sosyal sorumluluk projemle ile huzur evi ve kimsesiz çocuk evini birleştirmek istiyorum. Bu yaşamda kimse kimsesizlik yaşamasın temennisiyle Kadın Başına ekibine hem teşekkür ediyorum hem de sonsuz başarılar diliyorum.